SAHİP OLDUĞUNUZ HAZİNENİN FARKINDAMISINIZ
Hiç düşündünüzmü ne kadar şanslısınız.Eğer düşünmediyseniz hemen düşünün.
Mesela bu yazıyı okuyabiliyorsunuz,belki göz kusurlarınız var biraz bulanık görüyor olabilirsiniz,ama yinede görebiliyorsunuz.Görebilmek bir mucizeden öte, bize verilmiş en değerli hediyelerden biri değilmi.Bir an gözlerinizi kapatın ve hep böyle kalacağınızı düşleyin, sonsuza dek karanlıkta kalmak kimbilir ne kadar acı verir insana.
Geçtiğimiz yıl küçük bir kaza geçirdim,sağ kolumu alçıya aldılar.o zamana dek bir kolumun olmamasının nedemek olduğunu hiç düşünmemiştim.Siz hiç sağ kolunuzu kullanamazken, sol kolunuza uzanıp gömleğinizin kol düğmesini iliklemeyi denedinizmi,inanın başaramıyorsunuz.Yaklaşık bir ay sonra alçıyı çıkarttım.Sağ kolumu kullanabilmenin verdiği rahatlığı ve mutluluğu anlatamam.
Biz insanlar nedense, küçük şeylerden bir türlü mutlu olabilmeyi beceremiyoruz.
Gözümüzün önünde mutlu olabilmek için onlarca nedenimiz varken, yinede gidip mutsuz olmak için çaba harcıyoruz.Sanırım biz, mutsuzlukla kendini ifade etmeyi seven bir milletiz.
Sabah kalkar kalkmaz suratımız asıktır,hiç bir ÅŸeye tahammülümüz yoktur.Lanet olasıca arabanın anahtarlarınıda bulamamışızdır zaten, ve iÅŸe geç kalıyoruzdur.SokaÄŸa çıktığımızda insanların yüzlerinin gülmediÄŸini farkederiz,çünkü bizimde yüzümüz gülmüyordur.Belkide küçücük bir tebessüm etsek,karşı tarafta hazırdır karşılık vermeye.Ama tebessüm etmeyiz, çünkü delikanlıyı bozduÄŸuna inanırız.Sonra durakta otobüs bekleriz,bir türlü gelmez, çünkü her zaman o güzergahta trafik vardır.Tam geldiÄŸindeyse giriÅŸte büyük ihtimalle izdiham yaÅŸanır.Fonda, “kaptan orta kapı” gibi duymaya alışık olduÄŸumuz ÅŸeyler vardır muhtemelen.Binbir güçlükle nihayet iÅŸ yerinize ve yüzlerine hasret olmadığınız, hatta bazılarından öldüresiye nefret ettiÄŸiniz iÅŸ arkadaÅŸlarınıza kavuÅŸmuÅŸ bulunursunuz.YoÄŸun bir iÅŸ günü sizi beklemektedir artık.Hele birde günlerden pazartesiyse tamam olur.E artık birde psikolojik olarak, gününüzün berbat bir ÅŸekilde geçeceÄŸi tescillenmiÅŸtir.Bütün gün koÅŸuÅŸturduktan sonra artık eve kavuÅŸma vakti gelmiÅŸ, son dakikalar size saatler gibi geldikten sonra nihayet bitmiÅŸtir.Åžimdi sizi, dillere destan, akÅŸam trafiÄŸi denen hadise beklemektedir.Tıklım tıklım bir otobüstesinizdir, ve arkanızdaki adamın poponuza elleme ihtimalini hesaplarken,sizin durağınızdır ve inersiniz.Muhtemelen bir kış günüdür ve siz indiÄŸiniz dakka bir saÄŸnak yaÄŸmur baÅŸlar.Eve koÅŸuyorum diyene kadar başınızdan giren su paçanızdan çıkmıştır.Üstelik bütün bunlar yetmezmiÅŸ gibi kapının anahtarı çantanızın dibindedir ve o an kapıyı çalmak aklınıza gelmemiÅŸtir.Åžimdi,kapı açılır eÄŸer bayansanız sizi çok yakışıklı ve düşünceli kocanız karşılar,öncelikle sıcak bir öpücük daha sonra bir havlu verir.Muhtemelen sizin için çok özel yemekler piÅŸirmiÅŸtir.Siz duÅŸ alıncaya kadar, o da sofrayı hazırlar.Artık mükemmel bir akÅŸam yemeÄŸi için her ÅŸey hazırdır.Ortamı mum ışığı aydınlatır, bir kadın için oldukça romantiktir.Tamda sevdiÄŸiniz adamın gözlerine bakıp sizin için yaptığı mükemmel yemeklerin tadına bakacağınız sıra,kapı çalar ve olmayacak ÅŸey olur.Kapıda kız kardeÅŸiniz iki çocuÄŸu ve eÅŸi beliriverir.Tamda, lanet olası bir Pazartesi akÅŸamı nasıl olurda böylesine güzel olur, diyeceÄŸiniz anda ne kadar yanıldığınızı ve, Pazartesi günü sendromu dediÄŸimiz ÅŸeyin kesin olarak var olduÄŸu gerçeÄŸini kabul ettiÄŸiniz bir andır.
Tabi olaylar herzaman böyle gelişmeyebilir.Şimdi,kapı açılır kapıda sizi yirmi senelik hayat arkadaşınız beklemektedir.Bakışlarından ne kadar aç ve ne kadar sinirli olduğu bellidir.Bütün gün koşturduğunuz,yorulduğunuz yetmezmiş gibi birde yemek yapmak, evdeki adamın karnını doyurmak,gönlünü hoş tutmak varsa çocukların dersleriyle uğraşmak gibi sorumluluklarınızı yerine getirmek zorundasınızdır.Hayat sizin için okadar acımasızdırki kendinizi dizilere kaptırır oradaki ağanın karısı olmak yada patronunuzla siyah bir gece geçirmek istersiniz.Daha sonra yatma vakti gelir.Sabah gitmeniz gereken bir iş vardır,ama yatmadan önce bulaşıkları yıkayıp,çamaşırlarıda makineye atmanız gerekir çünkü reklamlardaki o adam tamamen hayal ürünüdür hiç birşey tek dokunuşta ışıltı kazanmaz.
Hayat bu kadar monoton ve lanet bir şekilde devam ederken nasıl olurda mutlu oluruz derseniz eğer,hayatınız muhtemelen benim anlattığım kadar kötü değildir ve siz mutsuz olmak için bahane arıyorsunuzdur.Böyle anlarda tüm uzuvlarınızın yerinde olup olmadığını ve tüm duyularınızı kullanıp kullanamadığınıza bakmanız yeterlidir.Şayet hepsi yerinde ve çalışıyorsa mutsuz olmak için sebebiniz yoktur.Artık herşeyin üstesinden gelebilmek için her tür donanıma sahipsinizdir.Tek yapmanız gereken, sahip olduğunuz hazineyi düşünmek ve nasıl harcamak istediğinize karar vermektir.
HASAN YAZAR